Migren hastalarına ne iyi gelir? Migren tedavisi için ne tür bir bitkisel ürün, bitki çayı kullanabilirim diyorsanız, uzmanlar Ateş otu çayı öneriyor.
Özellikle migren hastaları ve sık baş ağrısı çekenlerin başına musallat olan bulantı, kusma, baş dönmesi benzeri özel rahatsızlıklara karşı en iyi gelebilecek ATEŞ OTU çayı kullanılmalıdır. Ateş otu çayının faydaları arasına da bu migren özelliği eklenebilir.
Kategori arşivi: Bitkilerle Tedavi
Lavanta yağı ve Lavanta yağının faydaları
Soğuk algınlığına ne iyi gelir diye düşünmeyin, Eğer üşüttüyseniz Lavanta yağı kullanın…
Lavanta yağı, Okumaya devam et
Kanser hastalığının sebepleri
Kanser hastalığı çağımızın en ölümcül hastalığıdır. Bu hastalığın tedavisi ile ilgili birçok klinik çalışma yapılmakla beraber, sebepleri ile ilgili de çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda kanserin sebepleri ile ilgili bazı ipuçları elde edilmiştir.
Kalıtım
Yapılan incelemelerde kanserin, kalıtsal olduğu saptanmıştır. Ancak, kalıtsal olarak geçen, kanserin kendisi olmayıp, bazı organların zayıf ve kansere dayanıksız doğması ve gelişmesidir.
Okumaya devam et
Günümüzde Yanak sarkmaları
Her kadında ileri yaşlarda görülen bir durumdur Günümüzde Yanak sarkmaları.
Kadınların yaşları ilerledikçe en büyük sorunları arasında yer alan yanak sarkmalarının çözümünü Suna Dumankaya’dan öğreniyoruz.
yanak bakımı, yanak sarkmaları, doğal yanak bakımı, sarkık surat, yüzün sarkmaması için öneriler
Eğer yanaklarınızın ve gıdığınızın sarkık görünümünden şikayetçiyseniz ve sıkılaştırmak istiyorsanız Suna Dumankaya bitkisel çözüm sunuyor. Şifalı bitkiler ile hazırlanan bu kür ile yanakları ve gıdıyı sıkılaştırmak mümkün.
Malzemeler:
* 1 adet siyah turp,
* 1 adet elma,
* 1 tatlı kaşığı bal,
* 1 tatlı kaşığı kabak çekirdeği yağı.
Hazırlanışı ve Uygulanışı:
Birer adet siyah turp ve elmanın sularını, bir tatlı kaşığı bal ve bir tatlı kaşığı kabak çekirdeği yağı ile karıştırın. Akşamları yatmadan önce, bu karışımı bir pamuk yardımıyla temiz cildinize iyice yedirerek yayın. Cildiniz emdikçe, uygulamayı tekrarlayın. Bu formülden haftada en az üç gün yararlanmanızı öneririm. Bu bitkisel kür sayesinde yanaklarınız ve gıdığınız çok kısa sürede sıkılaşacaktır. Sarkık görünümün azaldığını ve zamanla sıkı bir görünüm aldığını göreceksiniz.
Hastalıklardan korunmanın yolu : Çiğnemek!
Sindirimi kolaylaştırmasının yanında daha çiğneyerek zayıflama çiğneyerek kilo verme sağlıklı bir tüketim sağlayan çiğnemek, son yapılan araştırmaya göre yüm hastalıklardan korunmanın ve kurtulmanın yolu olarak gösteriliyor. Bugünlerde çok çiğneyerek, hastalıklardan kurtulmak moda..!
Hem ayrıca çok çiğnemek zayıflamayada yol açmaktadır.
İşte posta gazetesine yayınlanan “REKLAM” Amaçlı gerçeklik değerini belli olmayan bir ilan !
Çok çiğneyerek hastalılardan korunun! Çok çiğnemek sindirimi kolaylaştırıyor ve vücudumuzu sindirim sistemi hastalıklarına karşı koruyor.
Gökçek Diyet:
Bir araştırmaya gönüllü olarak katılan bir grup insana yemeleri için kek verildi ve 15 defa çiğnemeleri söylendi ve aynı kişilere tekrar kek verildi ve bu defa 40 defa çiğnemeleri söylendi.40 defa çiğnediklerinde % 12 daha az kalori aldıkları izlendi.Sakız çiğnemenin yemek çiğnemekle ilgisi ve faydası yoktur.Harbinli Doktorlar 16 orta kilolu ve 14 şişman üzerinde yaptıkları araştırmalarda obez olanlarla normal kiloda olanların aynı hızla lokmaları çiğnedikler, fakat obezlerin lokmaları daha çabuk yutukları tesbit edilmiştir.İlim adamlarının yaptığı araştırmalarda çok çiğneyerek beslenelerin beyininde tokluk hissi uyandıran ghrelin hormonun erken salğıladığını ve hızlı yemek yiyenlerde tokluk hissi veren hormon yerine açlık hissi veren grelinin harmonu çok yavaş azaldığı gözlenmiştir.
FAYDALI BİTKİSEL KARIŞIMLAR İÇİN TIKLAYINIZ. Okumaya devam et
Biberiye bitkisi ile migren tedavisi
Dr.İbrahim Saraçoğlu Migren için biberiye bitkisini önermekte. Biberiyenin doğru türünün kullanılması şarttı ile mutlaka faydasını görmenin mümkün olduğunu söylemekte.
Biberiye kürünün uygulanışı:
Bir su bardağı su kaynatın. Su kaynadıktan sonra 1 tatlı kaşığı biberiye bitkisini kaynayan suya ilave edin. 4 dakika kısık ateşte kaynatın. 4.dakika dolduğunda ocaktan indirip ılınmasını bekleyiniz. Ilınınca, süzerek yudum yudum içiniz.
İlk birinci hafta her gün 3 kez taze hazırlanıp şeker ilave etmeden içilmelidir. İkinci haftadan sonra günde sadece 2 kez taze hazırlanarak bir ay boyunca içilmelidir.
Daha sonra şikâyetlerin doğrultusunda kür tekrar edilebilir.Lütfen Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.
Mucizevi bitki keçiboynuzu
Çok eski çağlardan beridir insanoğlunun bildiği ve kullandığı Keçiboynuzu, kaybettiği popileritesini yeniden kazanmaya başladı. Başlıbaşına bir sağlık hazinesi olan keçiboynuzunun faydaları saymakla bitmiyor. Yıllardır halk arasında sadece afrodizyak özelliği ile ön plana çıkmasına rağmen son zamanlarda diğer özellikleri için de kullanılmaya başlamıştır.
Baklagiller familyasından, Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde yetişen, meyveleri tatlı mı tatlı, sağlıklı mı sağlıklı bu ağaç bana çocukluğumun geçtiği cennet Datça’yı, yaramazlıklarımı hatırlatır hep. Evimizden şehir merkezine giden yol boyunca keçiboynuzu ağaçları mutlaka karşımıza çıkar, önce birkaç tane keçiboynuzu koparılır, ceplere atılır öyle yola koyulunurdu…
Uzun ömürlü, 10 metre boylarındaki bu maki türü sağlık iksiri sert, koyu ve yeşil yapraklı bir yapıya sahip. Açık yeşil tonlarında ve kırmızı çiçekler verir. Meyveleri ise önceleri yeşil, olgunlaştıkça da bilindiği gibi kahverengidir. Orta tabakası tazeyken yumuşak ve tatlıdır. Her keçiboynuzunun içinde yaklaşık 15 adet sert kabuklu ve yassı tohumlar bulunur. En çok Akdeniz kıyılarında, Kıbrıs, Libya ve ABD’nin Kaliforniya bölgesinde yetişen bu muzur agac, ne mutlu ki Türkiye’de Antalya’nın Manavgat, Gazipaşa ilçeleri, Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Gülnar, Silifke ilçeleri ve Muğla’nın Marmaris ve biricik Datça’sında küçük veya büyük gruplar halinde yetişiyor. Yetişkin ağaç yaklaşık 1000 kg meyve verirken, ilk 15 yıl meyve vermiyor.
Eski çağlarda elmaslar keçiboynuzu tohumlarıyla tartılarak satılırmış. Çekirdeği, doğada ağırlığı değişmeyen tek tohum olduğundan, Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde ağırlık ölçüsü olarak bile kullanılmış. Hesaba göre dört tanesi bir dirhem eden satıcı, alıcısına lütfedip fazladan bir çekirdek daha koyarsa, bu malı alanın itibarını, yüksek tabakadan olduğunu gösterirmiş. Dilimizde kullanılan, pek sevdiğim “iki dirhem bir çekirdek” deyimini de bu kahverengi harikaya borçluyuz. Yaklaşık 5000 yıldır bilinen bu meyve, Yahya Peygamber’in çölde ekmek yerine tükettiği besin olarak da biliniyor.
Keçiboynuzunun faydaları
Kolestrol içermez. Süte oranla yaklaşık 3 kat daha çok kalsiyum içerir.
Vücuda yiyeceklerle birlikte giren radyasyonu dışarı atar.
Astım hastalığı ve nefes darlığını tedavi edici özelliği vardır. Beklenmeyen hızda sonuç alınabilir. İçindeki etken madde hemen hemen hiçbir besinde bulunmamaktadır.
Ciddi afrodizyak etkisi mevcuttur.
Keçiboynuzuna başladıktan bir iki gün sonra balgam söktürücü etkisi ortaya çıkar.
Akciğer kanserini önleyen mucizevi bir meyvedir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengin olduğundan, osteoporoz rahatsızlığı olanlara, kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir destekleyicidir.
Keçiboynuzu pekmezini sabah aç karnına, akşam ise yatarken ilk 3 gün ikişer yemek kaşığı, sonraki günlerde de birer yemek kaşığı tüketin. Bunu bir yaşam tarzı haline getirip aksatmayın. Sağlığınızdaki olumlu değişimleri fark etmeniz uzun sürmeyeceğe benziyor. Beyaz şeker tüketiminin başlamasıyla hamur ve tatlı yapımında yüzyıllar önce sadece keçiboynuzu tozu kullanıldığı unutuldu. Keklere, tatlılara şeker yerine aynı miktarda keçiboynuzu tozu ilave edin. Tat bakımından şekerden hiçbir farkı olmadığını göreceksiniz.
Cilt lekeleri gidermede en etkili yollar
Cilt lekelerinden (siyah noktalar,doğum lekeleri,çiller,sivilceler vs.) doğal yöntemlerle rahatça kurtulabilirsiniz.Ciltindeki lekelerden kurtulmak için epey araştırmış bir çok yüz maskesi,ilaç, krem deneyen insan sayısı hayli fazladır.Bunların hepsini bırakın!
sizler için doğal cilt maskelerini bir yazı altında topladık.
Cilt lekeleri doğal gidermek,yoketmek,kaybetmek,en etkili yollar.Yüz maskeleri
Zahter bitkisi ile vücut Yaralarınıza son!
Zahter bitkisi, zahter nedir, ve Zahter bitkisinin faydaları sitemize geçtiğimiz aydan beri en çok sorulan bitkisel ürünlerin başında geliyor. Zahter bitkisi kekiğe benzer bir ürün olmakla beraber Yanıklara özellikle de yaralara çok iyi gelen, vücudu ve cildi güzelleştiren önemli bir bitki.
Cilt bakımında özellikle kullanılması önerilen Zahter bitkisi ile Yanık ve yaralarınıza da eşsiz miktarda bir fayda sağlayarak yanık ve yaraların bir an önce ciltten yok olmasına yardımcı oluyor.
Zahter bitkisi ile vücut Yaralarınıza son!
Hatay yöresinde özellikle Amanos Dağları’nda yetişen ve kekiğe benzerliği ile bilinen “zahter” bitkisinin vücuttaki yaralar üzerindeki iyileştirici özelliği kullanılarak, yara örtüsü üretildi.
Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) ile Romanya Ulusal Deri ve Tekstil Araştırma Geliştirme Enstitüsü tarafından yürütülen ortak çalışmayla, vücutta oluşan yara ve yanıklara karşı zahter bitkisinden, bazı maddelerin birleşimiyle yeni nesil bir yara örtücü biyomalzeme elde edildiği bildirildi.
MKÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Alpaslan Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgede yoğun olarak bulunan ve antioksidan özelliğe sahip zahteri kullanarak “Cilt Enfeksiyonlarına Karşı Uçucu Yağ ve Seolit ile Desteklenmiş Kollajen Biometaryallerin Elde Edilmesi Projesi”ni hazırladıklarını söyledi.
Romanya ile iş birliği içerisinde hazırladıkları projenin TÜBİTAK tarafından da onaylandığını ifade eden Kaya, proje kapsamında zahterin de yer aldığı karışımla yara örtüsü ürününü geliştirdiklerini kaydetti.
Geliştirilen yara örtücü biyomalzemeyle cilt üzerinde oluşan yara ve yanıkların enfeksiyon kapmadan daha kısa sürede iyileşmesine imkan sağladığını vurgulayan Kaya, şöyle devam etti:
“Proje kapsamında, Hatay’da genellikle dağlarda bulunan ve toplanması zahmetli olan ve kekiğe benzerliğiyle bilenen zahterin öncelikle yağını elde ettik. Zahteri tercih etme nedenimiz içindeki uçucu yağın fazlalığı, antioksidan, antibakteriyal, antiviral ve analjezik etkiye sahip olması. Bu yağla büyükbaş hayvanların derisinin derma tabakasından elde edilen proteini ve zeoliti de ekleyerek laboratuvar ortamında birleştirip yeni nesil bir yara örtücü biyomalzeme geliştirdik. Romanya’da laboratuvar ortamında elde edilen yara örtüsü adını verdiğimiz ürünün, yanıktan, yatak yarası ile şeker hastalığına bağlı yaralara kadar birçok rahatsızlığın tedavisinde etkili olduğunu gözlemledik. Yara örtücü malzemenin dünya çapında büyük bir problem olan, açık yaralarda kolayca çoğalarak enfeksiyonlara yol açan ve her geçen gün bağışıklık kazanmış staphylococcus aureus ve pseudomonas aeruginosa bakterilerine karşı son derece etkili olduğunu tespit ettik.”
Genellikle yara örtücü malzemelerin üretiminde hayvan derisinin derma tabakasından elde edilen kollajenin Romanya Ulusal Deri ve Tekstil Enstitüsü Kollajen Bölümü tarafından yapıldığını ve 119 farklı hastalığın tedavisinde kullanılan ilaç patentine sahip olduğuna dikkati çeken Kaya, “Kollajen genelde yara örtücü malzemelerinin yapımında kullanılıyor. Ancak tek başına yara üzerinde etkili olamıyor. Geliştirdiğimiz ve üzerinde çalıştığımız zahter bitkisinin karışımıyla enfeksiyonlara karşı iyileştirici özelliği de katarak tedavide etkili oluyor” diye konuştu.
-ZAHTER BİTKİSİ HATAY’DAN TEMİN EDİLECEK-
Kaya, sentetik yollarla elde edilen ve birçok yan etkiye sahip antibiyotikler yerine bitkilerden elde edilen uçucu yağların kullanılması yönteminin gün geçtikçe arttığını vurguladı.
Yara örtücü malzemenin seri üretimine geçilmesi durumunda uçucu yağ ham maddesinin temininin Hatay florasında doğal olarak bulunan bitkilerden elde edileceğini anlatan Kaya, bunun da bölge insanı için yeni gelir kapısı olacağının altını çizdi.
Elde edilen yara örtücü malzemenin patentinin alınması için yıl sonunda başvuru yapacaklarını, bu konuda MKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder ve bölümdeki meslektaşlarından büyük destek gördüğünü ifade eden Kaya, “Patent almamız halinde bundan MKÜ, Hatay, ve ülkemiz ekonomik anlamda yararlanacak ve bölgemizdeki uçucu yağ elde edilen zahter bitkisi değerlendirilecek” diye konuştu.
Kaynak : Posta.com.tr
Obezite Hastalığı yayılıyor!
Başta dünyanın süper Gücü Amerika’da, sonrasında ise Tüm dünyaya çığ gibi yayılan Obezite, obez sorunları, 2010 ve 2011 yıllarında Türkiyede çok ciddi artış gösterdi. Orantısız olarak kilo almanın, hastalık seviyesine ulaşmasına Obezite deniliyor. Salgın gibi dünyanın her tarafından obez ve çok aşırı kilolu insanlar çoğalıyor, ve ne yazık ki günümüzde hala obez için ciddi manada, gerçek mana da sağlık çözümleri uygulanabilmiş değil. Belirli etdavi süreçlerinin, diyet çeşitlerinin, beslenme programlarının arkasında uzun bir süreç içerisinde obeziteden kurtulabilmek mümkün.
Başta ABD olmak üzere bir çok ülkede etkisini gösteren obezite salgınına karşı Türkiye de önlem paketlerini almaya almaya başladı
Türkiye’de 20 yaşın üzerindeki kadınların %50,2’si, erkeklerin %61,6’sı aşırı kilolu ya da obez. Peki, bu salgından kurtulmanın yolları var mı?
Dünyanın en saygın üniversitelerinden biri olan Cambridge üniversitesi tarafından yayınlanan ve dünyadaki beslenme ve beslenme ile ilgili hastalıklarla uğraşan bir tıp yayını olan British Journal of Nutrition 3 Ağustosta yeşil çay raporu yayınladı.
Oxford Üniversitesi çalışanlarından Dr. Tharanesan tarafından kaleme alınan raporda sağlıklı kilo vermenin ipuçları verilmekte.
Ülkemizde karedeniz bölgesinde yetişmekte olan çay ‘Camellia sinensis’ tüm dünyada anti-obezite, şeker hastalığı ve kanser önleyici, enfeksiyonlara karşı vücudu koruyan bir içecek olarak adlandırılmaktadır.
Yeşil çay ve yeşil çay ekstrelerinde bulunan fonksiyonel gıda molekülleri olan kateşinler ve özellikle EGCG’nin, vücutta yağların yakılmasını sağlayan metabolik reaksiyonları aktive ettiği, obeziteye yol açan yağ hücresi büyümesini önlediği, yağ hücrelerinin sayısının azalmasını sağladığı, barsaklardan fazla yağın emilimini azalttığı, kan şekerini düzenlediği ve özellikle kafein ile beraber kullanıldığında bu etkilerinin güçlendiğini bildirilmekte.
Bu raporda yeşil çay tüketiminin arttırılmasının toplumda kilo kontrolünde çok faydalı olacağı belirtilmekte.
Raporun önemi hakkında danıştığımız ülkemizin önemli tıp dergilerinden Modern FitoFarmakoterapi bilimsel danışmanlarından araştırmacı Dr. Özgür Göknel şunları belirtti: bu rapor özellikle geçtiğimiz aylarda başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde başlatılan obezite ile mücadele programında ülkemize büyük katkı sağlayacaktır.
Özellikle ülkemiz çay üretiminde dünyada 5. Sırada iken yeşil çayın sağlıklı kilo kaybettirici etkilerinden faydalanmamak bir halk sağlığı sorunudur. Yeşil çay ekonomik olarak hem çay üreticilerini kalkındıracak hem obeziteye bağlı hastalık giderlerinin azalmasını sağlayacak hem de fazla kilolarından şikayet eden herkesin yardımına koşacak mucizevi bir bitkidir. Ne yazık ki ne biz Türk hekimleri ne de beslenme ile ilgili bilim dalları ülkemizin en değerli tarım ürünü olan yeşil çaydan yeterince yararlanmamaktayız.
Bu konuda mutlaka toplumsal bir bilinç oluşturulması gerekiyor.








